ÖZET
Bu
çalışmada sınıf yönetimi göz önünde bulundurularak
öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar karşısında
kullanmaları gereken ya da en doğru olan iletişim yöntemleri
ele alınacaktır. Sorunlar ve çözümleri eğitim, sınıf
yönetimi ve eğitim amaçları açısından değerlendirilmiştir.
Bu konular dahilinde genel olarak iletişim, eğitimde
iletişim, öğrenci öğretmen iletişimi, öğrenci öğretmen
iletişiminde varolan sorunlar, bu sorunların nedenleri ve
etkili çözüm yöntemleri bu çalışmada yer almaktadır.
İLETİŞİM
Bu konuya başlarken genel anlamda iletişim
konusunun ele alınmasının nedeni, iletişimin hayatın her
alanında yer kaplaması hatta hayatın kendisini
oluşturmasıdır. İleride özelde öğrenci öğretmen iletişimi
ele alınacaktır fakat bu yeterli değildir. Çünkü okul
dışındaki özel hayatlarında diğer insanlarla iletişim
kuramayan öğretmenlerin okulda öğrencileri ile de iletişim
problemi yaşadıkları gözlemlenmiştir. Bu nedenle bu konuya
başlarken genel olarak iletişim konusu kısaca ele
alınmıştır.
İletişim, iletilmek istenen mesajın ilgili herkes tarafından
anlaşılması amacıyla kanaat ya da düşüncenin, yazı, konuşma
ve görsel araçlarla veya bunların bir arada kullanılmasıyla
iletilmesi, alınması veya değiştirilmesi olarak
tanımlanabilir (Sillars 1995). Yani genel olarak iletişim
insanlar arasındaki düşünce ve duygu alışverişi olarak ele
alınmaktadır (Cüceloğlu, 1999). İletişimin amacı, alan ve
veren arasında düşünce ve tutum ortaklığı yaratmaktır. Fakat
iletişim yalnızca bilmek ya da bilgilendirmek değildir.
Karşımızdaki kişiye aktarılan bilgi değil, bilginin
aktarılış şeklidir iletişim.
İletişim neden önemlidir? Çünkü eğer bir şeyler elde etmek
istiyorsak hayatın hangi alanında olursa olsun doğru
iletişim kurma zorunluluğumuz vardır. Ancak doğru iletişim
kurduğumuzda iletmek istediğimiz mesajı karşı tarafa
aktarabilir ulaşmak istediğimiz sonuca ulaşabiliriz.
Söylemek zorunda olduğumuz mesajı en iyi ifade edecek
yöntemi bulmak, doğru ifadeleri kullanmak, karşımızdakinin
onu mutlaka anlamasını sağlamak, verilen cevabı anlamak
iletişim sürecinin en önemli öğeleridir (Sillars, 1995).
Gerçek yaşamda mükemmel olarak gerçekleşen iletişim çok
azdır. Çoğu zaman iletiyi aktarmak isteyen kişi, iletisi
konusunda tam bir görüş sahibi olmamakta ve bu nedenle
iletiyi eksik ifade etmektedir. Bazen seçilen gösterenler
duygu ve veya düşüncelerini tam olarak yansıtamamaktadır.
Çoğu kez alıcı iletiyi alırken başka iletiler de araya
girmektedir. Bu; küçük bir odada herkesin aynı anda
konuşması ve bu nedenle dinleyicinin dinlemekte olduğu
kişinin konuşmasını tam anlayamamasını anımsatmaktadır.
Bilindiği gibi, istenilen belirtkenin alınması sırasında
istenmeyen belirtkelerin araya girmesi, istenen iletinin
algılanmasını güçleştirmektedir. Bu nedenle iletişim
öğelerinden biri eksik olduğunda anlamamak ya da
anlaşılamamak kaçınılmaz olmaktadır. Örneğin öğrenci
öğretmen ilişkisini ele alalım, eğer öğrenciler
kendilerinden istenenin ne olduğunu bilemezlerse başka bir
ifade ile öğretmen mesajını doğru bir şekilde iletememişse
öğrenciler kendilerinden beklenen doğru davranışı
gerçekleştiremeyeceklerdir. Yani iletişim neyin ne zaman
nasıl söylenmesi gerektiğinin bilinmesidir.
İletişimin en önemli özelliklerinden biri
birlikteliği esas almasıdır. İletişim tek başına kurulan bir
ilişki değildir, karşılıklı etkileşime ve beraberliğe
dayanır. Eğer iletişim çift taraflı yani karşılıklı değilse
gücü ya da yetkiyi o an için elinde bulunduran taraf
isteklerini gerçekleştirecek, diğer taraf baskı altında
tutulacaktır. Fakat bu sorunu sadece geçici olarak ortadan
kaldıracak, güç ya da yetki ortadan kalktığında sorun devam
edecektir (Cüceloğlu, 1999). Konumuz açısından yine öğrenci
öğretmen ilişkisini örneklendirmek yerinde olacaktır; eğer
öğretmen sınıfta genel olarak ya da sorunlar karşısında tek
taraflı iletişim kurmayı tercih ediyorsa sorun hiçbir
şekilde çözülmeyecek, öğretmenin olmadığı zamanlarda sorun
yaşanmaya ya da kendini üretmeye devam edecektir. Böyle bir
öğrenci öğretmen ilişkisinde daima öğrenci ve öğretmen
arasında aşılamayacak bir mesafe ve büyüyen bir
yabancılaşma yaşanacaktır. Öğrenci okula, öğretmene ve
kendisine karşı, öğretmen ise zamanla işine karşı bir
yabancılaşma yaşayacaktır.
İyi bir iletişim genel olarak sorunların
çözümünde en etkili yöntemdir ve iletişim sorunları
çözülmeden doyurucu bir yaşam sürmek olanaksızdır. İletişim
konusunda bilinçlenmek bireye önemli etkileşim olanakları
sağlar. İletişim sevgi hoşgörü ve anlayış temeline
dayanmalıdır. Aksi halde yapmacık ve anlamsız olacaktır (Cüceloğlu,
1999). Özellikle öğretmenlik mesleği düşünüldüğünde sanırım
bu özelliklerin daha fazla dikkate alınması gerekir.
EĞİTİMDE İLETİŞİM VE SINIF
YÖNETİMİ
Eğitimde iletişim eğitimin en önemli
öğesidir. Bir öğretmenin görevini iyi yapabilmesi için ruh
bilimi ve iletişim kuramıyla ilgili bilgi sahibi olması
gerekir (Yavuz, 1999). Çünkü eğitim bireye, aileden bütün
insanlığa ve evrene doğru yayılıp gelişen sevgi ve bilgi
aktarmaktır. Amaç seven, sayan güvenli, bilgili, başarılı,
verimli ve doyurucu bir yaşam sürdürecek kişiler
yetiştirmektir. Görülüyor ki eğitimin amacı aynı zamanda ruh
sağlığının da amacıdır (Yavuzer, 1999). Çünkü öğretmenler
öğrencilere istenen davranışları öğretmede ve öğrenilen
davranışları pekiştirmede eğitimin ilk sorumlularıdır
(Başaran,1994). Öğretmenlerin görevi çeşitli yöntem ve
tekniklerden yararlanarak öğretim yaşantılarını düzenlemek
ve istendik davranışların öğrenci tarafından kazanılıp
kazanılmadığını değerlendirmektir (Fidan, Erden, 1994).
Burada temel nokta, sınıf yönetimi ve bu
yönetimi bizzat gerçekleştirenin öğretmen olmasıdır. Sınıf
yönetimi, eğitim yönetimi hiyerarşisinin ilk ve temel
basamağıdır. Sınıf öğrencilerle yüz yüze olunan bir yerdir
ve eğitim yönetiminin kalitesi büyük ölçüde sınıf yönetimine
bağlıdır. Sınıf yönetimi sınıfın bir orkestra gibi
yönetilmesidir, öğretmen bu orkestranın şefi olmalıdır. Bu
nedenle sınıf yönetimi sırasında öğretmen davranışları
eğitimi ve eğitimin kalitesini oluşturmaktadır. Sınıf
ortamında etkili bir iletişim kurulması öncelikle öğretmenin
konuyu etkili bir şekilde öğretebilmesine yani konuyu iyi
bilmesine bağlıdır (www. firat.edu.tr).
Eğitimin amacı, öğrencilerde istendik yönde
davranış değişikliği meydana getirmektir. Sınıf yönetimi ise
bu değişikliğin başladığı, oluştuğu yerdir. Sınıf yönetimi,
öğretmenin sınıfta öğrenme için gerekli düzeni, sağlamak
üzere, etkili bir ortam hazırlamak amacıyla yaptığı
uygulamalardır. Sınıf üzeninde öğretmenin temel yönetim
görevi, davranış düzensizliklerini cezalandırmak ya da tek
tek öğrencilerin katılımlarını arttırmak değil sınıf içinde
işler bir sistem oluşturmaktır (egitim.com). sınıf yönetimi
büyük ölçüde öğrencilerin kişisel ve psikolojik
gereksinimlerinin karşılanmasına dayanmaktadır. Öğretmenler
ilk önce öğrencilerin gereksinimlerini ve bu gereksinimlerle
ilintili olan davranışların ilişkisini anlamalı, sınıfta
öğrencilerin kişisel gereksinimlerini karşılamak için iyi
bir sınıf yönetimi sağlamalıdırlar. Sınıf yönetimi olumu
öğrenci- öğretmen ilişkisi ve sınıf ortamı destekleyici
koşulların varlığına bağlıdır. Daha çok istenen öğrenci
davranışı oluşturmak, bireyin öğrenmelerini temel alan,
psikolojik gereksinimlerini karşılayan, çevreleyen sınıf
ortamının varlığına bağlıdır (Celep, 1997). Bu varlığı
ortaya koyarak sınıfta bir iklim oluşturan da
öğretmenlerdir.
Öğrenme öğretme ortamlarında, sınıflarda
öğrenci öğretmen ilişkilerinin niteliği başarıyı ve erişiyi
etkileyen ilişkilerdir. Bu nedenle iyi düzenlenmeleri
gerekir. Öğrenci öğretmen ilişkisi birincil bir ilişki
türüdür. Bu nedenle birebir ve insancıl yaklaşımı olan ben-
sen ilişkisidir (Demirtaş, 1999).
Sınıf içinde iletişim işlenmesi gereken en
aktif kuraldır. Öğretmen sınıf içinde iletişim için uygun
ortam hazırlamalı, iletişim bir amaca uygun olmalı, sınırlı
olmalı, gereken kişiler gerektiği kadar iletişime
katılabilmelidirler. İletişim gerek öğretmen gerekse başka
kişilerce engellenmemelidir. Öğrencilerin tanınması,
imkanların belirlenmesi, seviyelerin belirlenmesi,
sorunların belirlenmesi, ilgi ve yeteneklerin belirlenmesi,
bilgi akışının sağlanması, olumlu davranış kazandırılması
ancak öğretmenin sınıfta oluşturduğu iletişim ortamıyla
mümkün olabilir. İletişim öğretmenden öğrenciye, öğrenciden
öğretmene karşılıklı olursa yaralıdır. Tek yönlü iletişim
sıkıcıdır ve dönüt yararlarından uzaktır.
Öğretmenin bilgiyi ve konuyu kendi tekelinde
görmesi tek yönlü iletişime yol açar. Öğretmenin konuşma
kontrolünü elinde bulundurması, öğrencinin ne zaman ve hangi
konuda katılacağına karar vermesi ve tartışma konularını
kendisinin seçmesi, öğrenci katılımını azaltmakta, sınıf içi
iletişim ortamını olumsuz yönde etkilemektedir. Çift yönlü
iletişim eğitim sürecinde çok önemlidir. Sınıf içindeki
öğrenci öğretmen etkileşimi ve yüz yüze ilişkiler çift yönlü
iletişim kurulmasını sağlar. Bu nedenle iyi bir öğretmen
öğrenciden gelen tepkilere (dönütlere) göre nasıl
öğrettiğini ve nasıl öğretmesi gerektiğini belirleyebilir.
Sınıf içindeki çift yönlü iletişim iyi bir etkileşime yol
açar. Lingren’e göre sınıf içinde sağlıklı bir iletişim
ortamı ile öğretmen öğrenci çelişkisinin giderilmesi, çift
yönlü iletişim yolu ile öğrencini öğretmeni, öğretmenin
öğrencileri kavraması, yerini öğrencileşen öğretmenlere
öğretmenleşen öğrencilere bırakmasıyla mümkündür. Öğretmen
iletişim sürecinde baskıcı bir tutum ve davranış yerine,
öğrencinin kendisiyle iletişim kurmasına imkan verecek
demokratik bir tutum ve davranış gösterebilmelidir (www.firat.
edu.tr.).
Öğrenci öğretmen ilişkisinin niteliği,
akademik başarıyı ve öğrenci davranışını etkilemektedir.
Öğrenciler cana yakın ve arkadaş olan öğretmenleri
yeğlemektedir. Öğretmenlerin daha sempatik olmaları ve
öğrenciler için daha olumlu roller üstlenmeleri halinde
öğrencilerin okula ve öğretmenlere karşı daha olumlu
yargılar taşıyor olmaları da kuşkusuz önemlidir (Celep,
2002). Aksi takdirde, hoşgörü göstermeyen, sert, çok az övgü
veren, sınıfta sıkıcı bir hava yaratan öğretmen, öğrencinin
uygun davranışını motive temekte yetersizdir. Öğretmenler
otoriter kuralları zorla kabul ettirerek problem davranışa
neden olurlar (Sadık, 2002). Görülüyor ki sınıfta bir
iletişim problemi varsa gergin bir ortam olması
kaçınılmazdır. İletişim eksikliği çocuğun dersten ve okuldan
soğumasına neden olabilir.
Çocukların iyi yetişmiş olmalarında temel
ilke onların yaşamsal sorunlarına çözümler bulmaktır.
Sorumluluk sahibi öğretmenler çocuk gelişiminin ilkelerini
bilir ve başarıyla uygularlar. Bir öğretmen çocuğa sorumlu
davranış için rehberlik etmede kendi eylemlerinin niteliğini
gösterir (Celep, 1997).
SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE
KULLANILACAK İLETİŞİM YÖNTEMLERİ
Okulların amacı bireyde öngörülen davranış
değişikliğini sağlamaktır. Ancak bunu yapabilmenin ön
koşullarından biri öğrencilerinin psikolojik
gereksinimlerinin karşılanma derecesidir (Celep, 2002). Bunu
yapmaya çalışırken okullarda ve sınıflarda bir takım
sorunlarla karşılaşılır. Okullarda disiplin önemli bir
konudur ve okulların çocukların disiplinli yetişmesinde
önemli rolü vardır (Mahiroğlu, Buluç, 2003). Okul dışında
rahat davranma özgürlüğüne sahip öğrencilerden, okulda
sınırlı bir özgürlük içinde görevini yerine getirmesi
beklenir. Öğrenciler kişisel beklentilerinin karşılandığı ve
bunun devam ettirildiği bir ortamda bulunmak isterler
(Celep, 2002). Öğrencilerinin beklenti ve gereksinimlerinin
karşılanması sınıf ortamında öğretmene aittir. Burada
öğretmenin en önemli görevi öğrencilerle yeterli iletişim
düzeyini yakalamaktır.
Bir çok öğretmen öğrencilere bir
şeyi öğretmekten hoşlandıkları için öğretmenlik mesleğini
seçmesine rağmen, araştırmalar öğretmenliğe yeni başlayan
öğretmenlerin çoğunlukla öğrencileri kontrol etmede
güçlüklerle karşılaştıklarını ortaya koymaktadır. Öğretmenin
sınıf yönetiminde başarılı olabilmesi ve öğretimi etkili
biçimde gerçekleştirebilmesi için, sınıf içi iletişimlerinin
niteliği önem taşımaktadır. Öğretmenlerin sınıf içinde
öğrencilerin psikolojik ve akademik beklentilerini dikkate
alması ve o doğrultuda bir iletişim geliştirilmesi
öğretmenler için bir sorun niteliği taşımaktadır (Celep,
2002). Çünkü öğretmenler sınıfa girdiklerinde gürültü yapan
ve dersi dinlemeyen öğrencilerle uğraşmak yerine hemen derse
başlamak isterler. Ama yine de zamanlarının büyük bir
bölümünü disiplin sorunlarıyla geçirirler. Bunu nedeni
disiplini ceza tehditleriyle, öğrenciyi azarlayarak ya da
aşağılayarak sağlamaya çalışmalarıdır (Gordon, 1993).
Elbette bu olumlu sonuç vermez. Bu tip cezalandırmalar
öğrenciyi geliştirmek yerine engeller. Böyle bir yöntem
öğrencilerin psikolojik gereksinmelerini karşılamaktan çok
uzaktır. Bu nedenle öğretmenin iyi bir sınıf yönetimi ve
iletişim becerisine sahip olması gerekir.
Neden öğrencilerin psikolojik
gereksinimleri karşılanmalı ve neden öğretmen öğrencilerle
iyi iletişim kurmak zorundadır. Çünkü hemen hemen her
sınıfta önemli ya da önemsiz bir çok öğrenci davranışıyla
karşılaşmak mümkündür. Öğretmenler mesleğe başladıklarında
ve daha sonra, problemleri ortadan kaldıramamalarının
nedeni, davranışın gerçek nedenlerini anlamaya
çalışmamalarıdır. Problem davranışı başarılı bir şekilde
yönetmek için, öğretmenlerin özellikle problem davranışın
altında yatan nedenleri anlamaya çalışması gerekir.
Davranışı anlamak mevcut sorunları anlamanın yanı sıra
gelecekte ortaya çıkabilecek olan problem davranışın
kestirilmesi ve ortaya çıktığında doğru bir yaklaşımla
çözülmesi için gereklidir. Ayrıca sorunların oluşmasında
öğretmenlerin olumsuz kişilik özelliklerine sahip
olmalarının da etkisi vardır. Böyle öğretmenler çocuğun
dersten soğumasına veya akademik yönden başarısız olmasına
neden olabilir (Sadık, 2002).
Sınıf yönetiminde iletişim
eksikliği ya da kötü iletişim eğitimin kalitesini
düşürmektedir. Fakat çoğu öğretmen ya öğrencilerle nasıl
iletişim kuracağını bilemez ya da tek taraflı bir iletişim
kurarak iletişimi en baştan engeller. “Thomas Gordon Etkili
Öğretmenlik Eğitimi” adlı kitabında öğretme öğrenci
ilişkisinde öğretmenin yaptığı hatalardan bahseder.
Kitabında iletişimin 12 engeli aşağıdaki gibi verilmiştir:
1.
1.
Emir vermek- Yönlendirmek,
2.
2.
Uyarmak, Gözdağı vermek,
3.
3.
Ahlak dersi vermek,
4.
4.
Öğüt vermek, Çözüm ve öneri getirmek,
5.
5.
Öğretmek, Nutuk çekmek, Mantıklı düşünceler
önermek,
6.
6.
Yargılamak, Eleştirmek, Suçlamak,
7.
7.
Ad takmak, Alay etmek,
8.
8.
Yorumlamak, Analiz etmek,
9.
9.
Övmek, Aynı düşüncede olmak, Olumlu
değerlendirme yapmak,
10.
10.
Güven vermek, Desteklemek, Avutmak,
Duygularını paylaşmak,
11.
11.
Soru sormak, Sınamak, Sorguya çekmek, Çapraz
sorgulamak,
12.
12.
Sözünden dönmek, Oyalamak, Alay etmek, Şakacı
davranmak, Konuyu saptırmak.
Bu 12 madde neden engel olarak
tanımlanmıştır?. Çünkü öğrencinin öğrenmesini engelleyen
sorunların çözümünde gerekli olan iki yönlü iletişimi
yavaşlatır, engeller ya da tümüyle yok eder (Gordon, 1993).
Bu 12 iletişim engeli sonucunda sorunun nedeni tam olarak
anlaşılamamakta, problem davranış gerektiği gibi ortaya
konamamaktadır. Ayrıca öğretmenin öğrenciye bu tarz
yaklaşımları öğrencinin kendisini olumsuz değerlendirmesine
kendini kötü ve değersiz hissetmesine yol açar.
Çoğu öğretmen sorunlarla karşılaştığında ne
yapacağını bilemez. Öğrenci sorunun okula getirilmesi
kaçınılmazdır ve getirildiğinde öğretimi olumsuz yönde
etkiler. Bazı öğretmenler öğrenci sorunlarıyla ilgilenmekte
isteksizdir, öğrenci sorunlarıyla ilgilenmenin görevi olup
olmadığı konusunda şüpheleri vardır. Bazı öğretmenler ise
sorunun rehber öğretmenler tarafından çözülmesi gerektiğini
düşünür. Oysa öğrenciler ne sebeple olursa olsun
güvensizlik duyduklarında, psikolojik gereksinimleri
karşılanmadığına, sevilmediklerinde, kendilerini değersiz,
gergin ve yalnız hissettiklerinde çalışma istekleri kalmaz (Gordon,
1993). Böyle zamanlarda öğretmenin tüm çabaları boşa gider.
Ünlü düşünür John Dewey’e göre; en önemli
pedagojik yanlışlardan biri bireyin sadece okulda gördüğü
konuları öğrenme çabasından ileri geldiğini savunan
görüştür. Ona göre ikinci dereceden önemli görülen,
öğrencinin psikolojik gereksinimleriyle ilgili ihtiyaçlar
bazen bir tarih ya da coğrafya öğreniminden daha önemli
olabilir. Öğrencinin sorunlarının çözülmesiyle kazanılan
davranışlar bireyin gelecekteki davranışlarının temelini
oluşturur (Yavuzer, 1999).
Yetersiz ve uygun olmayan öğrencilere yönelik
iletişim becerisi öğretmenlerin en önemli iletişim
becerileridir. Öğrencilerle ilişkilerin geliştirilmesinde
(Celep, 2002):
1. Öğrenciler hakkında başkalarıyla
konuşmak yerine kendileriyle doğrudan konuşmak:
Bir sorun yaşandığında doğrudan öğrenci ile
konuşmak, onlara saygı göstermek, öğrencilerin öğretmene
güvenmesini sağlar. Dolayısıyla sorunun çözümüne yardımcı
olacaktır.
2. Nazik olarak konuşmak:
Öğretmenler öğrencileriyle olumlu ve etkileyici konuşmaktan
çok ‘’yaptığım şey için özür dilerim, lütfen, teşekkürler’’
gibi öğrenciye olan saygısını ve nazikliğini ifade eden
kelime ve cümleler kullanması daha fazla önem taşımaktadır.
Çünkü öğretmenler öğrenciler için modeldir. Öğretmenlerin
öğrencilerle iletişimi yetişkinlerle iletişiminden daha
nazik olmalıdır.
3.
Gözle iletişim kurma ve sözlü olmayan
ilişkileri benimseme:
4. Şahıs zamiri
kullanarak durum için sorumluluk almak:
Ben iletilerinin değeri ve etkisi
önemsenmelidir. Ben iletilerini gönderen öğretmen, kendi
duygularının bilincinde olmak için önce kendini dinleme ve
duygularını tüm açıklığıyla öğrencileriyle paylaşma
yükümlülüğünü taşır. Ben iletisi, davranışının yükümlülüğünü
öğrencide bırakır. Aynı zamanda ben iletileri, sen iletileri
ile birlikte gelen olumsuz etkileri içermez ve öğrenciyi
kızgın, kinli, hırçın değil, yardımcı ve düşünceli olmada
özgür bırakır. Ben iletilerinin öğrencinin davranışını
değiştirme olasılığı yüksektir. Öğrenci ile ilgili çok az
olumsuz değerlendirme içerir ve iletişimi zedelemez.
Öğretmenlerin ben dili ile konuşmaları öğrencilere insanlar
arası etkili iletişimi öğretir, çünkü öğrenciler
öğretmenlerini kendilerine örnek olarak alırlar (Gordon,
1993).
5. Soru sormaktan çok öğrencinin
yaptığı davranışı tanımamak: Öğrenciler yanlış
davrandıklarında hemen sorularla bombardımana tutulurlar. Bu
yaklaşım çocukların korkmalarına ve savunmaya geçmelerine
yol açar. Bu tür olumsuz durumlara yer vermemek için “haklı
olduğunu düşünüyor musun”, “yardım edebilir miyim” gibi
sorular sorunu çözmenin önemli bir öğesidir.
Dinleme becerileri çok önemlidir.
Dinleme etkili olarak kullanıldığında öğrencilerin
davranışlarıyla ilgili sorumluluk üstlenme, önem, kabul ve
saygı görme duyguları hissetmesine olanak sağlar. Dinleme
becerisini kullanmanın temel amacı; öğrencilerin gerçek
ilgilerini ifade etmelerine yardımcı olmaktır (Celep, 2002).
Etkin dinleme sorunların
çözümünde en etkili yöntemlerden biridir. Etkin dinlemeyi
gerçekleştirmek için (Gordon, 1993):
A.
A.
Öğretmen öğrencinin kendi sorunu
çözebileceğine içten inanmalıdır.
B.
B.
Öğretmen öğrencinin duygu ve düşüncelerini
kabul edebilmelidir.
C.
C.
Öğretmen duyguların genelde geçici ve anlık
olduğunu bilmelidir. Etkin dinleme öğrencinin duygudan
duyguya atlamasına ve duyguların boşaltılmasına, açığa
çıkmasına yardımcı olur.
D.
D.
Öğretmen öğrenci sorunlarının çözülmesi
gerektiğine inanmalı ve bunun için vakit ayırmalıdır.
E.
E.
Öğretmen sorunu olan her öğrenci ile birlikte
olmalı ama kendi kimliğini de korumalıdır. Öğrencinin sorunu
kendi sorunu gibi hissetmeli ama kendi sorunu olmasına izin
vermemelidir.
F.
F.
Öğretmenler öğrencilerin sorunlarını
paylaşmak ve konuşmaya başlayabilmek için zorlanabilirler. O
zaman öğrenciye bunu açıkça söyleyip başka bir kişiyi
önermelidirler.
G.
G.
Öğretmenler öğrencilerin sorunluluğunun
gizliliğine saygı duymalıdır.
Etkin dinleme neden önemlidir ve sorunların
çözülmesine yardımcı olmaktadır. Çünkü etkin dinleme ile
öğrencilerin sorunlarını çözümlemelerine ve sorunları ile
başa çıkabilmelerine yardım eder. Sorunlarını anlatmak,
onlardan kurtulmalarını ve dersleriyle yeniden ilgilenmeleri
için ruhsal rahatlamayı sağlar.
Etkin dinleme öğrencilerin duygularından
korkmamalarına ve duyguların kötü olmadığını anlamalarına
yardım eder.
Etkin dinleme öğrencinin sorun çözmesine
yardımcı olur. çünkü yöntem öğrencilerin konuşmasına
yardımcı olmada başarılıdır ve öğrencilerin içlerini
dökmelerine, yüksek sesle düşünmelerine, sorunlarını
çözmelerine yardım eder.
En önemlisi etkin dinleme sorunu çözümleme
ve çözme sorumluluğunu öğrencide bırakır.
Etkin dinleme sırasında öğrenciler öğretmenin
kendilerini anladığını görürler görüşlerini anlatmaya hazır
olurlar.
Etkin dinleme öğrenci ve öğretmen arasında
daha yakın ilişkiler kurulmasını sağlar. Öğretmenin
kendisini dinlediğini bilen öğrencide kendine değer ve önem
verme duygusu gelişir. Kendisine saygısı artar ve
anlaşılmaktan mutlu olan öğrenci, kendisini dinleye öğretmen
daha sıcak duygular besler.
Öğretmenle öğrenci arasında karşılıklı olarak
önem verme, saygı gösterme ve sevme ilişkisi gelişirse
disiplin sorunu azalır. Böylece disipline harcanan zaman
öğretmeye ve öğrenmeye kalır (Gordon, 1993).
SONUÇ
Öğrencilerin akademik başarıları
ile psikolojik gereksinimlerinin karşılanması arasında bir
bağ vardır. Eğitimde kalite ve yüksek düzeyde öğretimin
sağlanabilmesi için öğrencilerin sorunlarının ortadan
kaldırılmaya çalışılması gerekmektedir. Bunun için
öğretmenin sınıf yönetimi, sınıf içi iletişim ve psikoloji
konularında iyi yetişmiş olması gerekir. Öğretmenin öğrenci
sorunlarını çözerken onlara ceza vermek ve aşağılamak yerine
onlarla iyi bir iletişim kurarak problem davranışın
nedenini bulması ve bu nedeni ortadan kaldırmaya çalışması
gerekmektedir. Eğer problem kaynağından çözülürse tekrar
etme olasılığı azalacaktır. Önemli olan okullarda ve
sınıflarda ağlıklı bireyler yetiştirmek ve öğretim
amaçlarına ulaşmaktır. Bunu en iyi yolu ise öğretmenlerin
öğrenciler ile sağlıklı iletişim kurmaları ve sorunlarıyla
ilgilenmeleridir.
KAYNAKÇA
GORDON, Thomas, Etkili Öğretmenlik
Eğitimi, Ya-Pa Yayınları, İstanbul, 1993.
FİDAN, Nurettin, ERDEN, Münire, Eğitime
Giriş, Meteksan Matbaacılık, Ankara, 1994.
BAŞARAN, İ.Ethem, Eğitime Giriş,
Kadıoğlu Matbaası, Ankara, 1994.
SİLLARS, Stuart, İletişim, Özgün
Matbaacılık, Ankara, 1995.
CELEP, Cevat, “Öğretmenlik Yeterlilik
Duygusu,” Yaşadıkça Eğitim Dergisi, Ocak/Şubat
İstanbul, 1997.
YAVUZER, Haluk, Çocuk Psikolojisi,
Remzi Kitabevi, İstanbul 1997.
CÜCELOĞLU, Doğan, Yeniden İnsan İnsana,
Remzi Kitabevi, İstanbul, 1999
DEMİRTAŞ, Hasan, “Orta Öğretim Kurumlarında
Sorumluluğa Dayalı Sınıf Yönetimi”, Öğretmen Dünyası,
Sayı 238 1999.
CELEP, Cevat, “Orta Öğretim Öğrencilerinin
Psikolojik ve Akademik Gereksinimlerini Karşılama ile Sınıf
İçi Öğrenci Dönütleri”, Eğitim Araştırmaları,
Sayı.9, Ankara, 2002.
SADIK, Fatma, Sınıf İçindeki Problem
Davranışların Nedenleri, Eğitim Araştırmaları,
Sayı.9 Ankara, 2002.
http://www. firat.edu.tr.,
Sınıfta İletişim Ortamı
http://www.egitim.com.tr.,Sınıf
Yönetimi