ÇALMA
Çocuklarda çalmaların büyük bir kısmı, aile
çevresinin çocuğa mülkiyet ve mülkiyetle ilgili haklara saygı
göstermesi konusunda gerekli kavram ve alışkanlıkları aşılamakta
başarı göstermemesinden ileri gelir. Okul öncesi dönemde çocuklarda
kendine ait eşya kavramı yeterince gelişmediği için, çocuklar başka
birine ait olan nesneyi yanlarında bulundurmak isteyebilirler. Ancak
bu tür eylemleri ‘çalmak’ anlamında kabul etmemek gerekir.
Çocukların hırsızlıklarının bir bölümü, ana-baba
baskısına ya da duygusal etkileşim eksikliğine karşı bir tür
simgesel davranıştır. Bu tür hırsızlıklar doğrudan ana-baba
otoritesine yöneltilmiş olabilir. Burada, hırsızlık başkalarına ait
şeyleri çalma yoluyla onları atlatmak ve onlardan daha üstün
olduğunu kanıtlamak ya da onların emir ve yasaklarına karşı gelmek
için yapılır.
Çalma davranışının
psikopatolojik yönleri:
Çalma eylemi bir anlık çatışma durumunu ifade eder. Aile içinde
görülen böyle durumlarda ana-baba tarafından yeterli sevgi
sağlayamayan çocuğun onlara ait bir eşyayla doyum yolu araması söz
konusudur.
Ailelerin aşırı disiplinli katı tutumu,
çocuğun diğer çocuklarla kıyaslanması, ailenin çocuğa maddi
cezalar vermesi, çocuğun fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmaması,
ebeveynin paraya bakış açısı, önceki çalma davranışının
pekiştirilmesi, çocuğun kendini değersiz hissetmesi (çaldığı değerli
eşyalarla değer kazandığını düşünür) , ailenin sürekli kontrollü
tutumu, kıskançlık ve rekabet duyguları, sevgisizlik ve ilgisizlik
gibi nedenler çocuğun çalma davranışının altında yatan nedenlerden
bazılarıdır.

Ailelerin dikkat etmesi
gereken konular:
Anne ve babanın davranışları dengeli ve tutarlı
olmalı, aşırı sevgi ya da katı bir otorite üzerine kurulmamalı,
ana-baba çocuklarını özerk davranıştan yoksun bırakmadan korumaya
özen göstermelidir. Çalma davranış bozukluğu gösteren çocuklarda;
yargılayıcı ve aşağılayıcı tavırlardan uzak durmak, suçlayıcı
tavırlar takınmamak, duyulan güvensizliği ifade etmemek, ceza ve
yasaktan uzak durmak, gurur kırıcı davranışlar sergilememek ve
şiddete başvurmamak gerekir.
YALAN SÖYLEME
Yalan söylemek bir hatayı gizlemek amacıyla
gerçeğe uygun olmayan bir girişimde bulunmaktır. Bu girişim sözle
olabildiği gibi jest, yazı ve susmayla da olabilir. Yalanın amacı,
başkalarını yanıltmaktır.
Yaşamın ilk 5 yılında çocuğun yalan söylemesi
konusunda endişe etmeye gerek yoktur. Gerçeğe sadık kalma çocukta
giderek gelişen bir olgudur. Çocuğa yalan söylediğini kanıtlama
girişiminde bulunmak yanlıştır. Sert cezalar suçlanmadan kaçmak için
çocuğun yalan söylemesine yol açar.
3–4 yaş çocuklarının sık sık söylediği yalanlar,
aslında gerçek anlamda yalanlar değildir. Sahte ya da görünürde
başka bir deyişle, ‘’sözde’’ yalanlardır. Eğitimsel yanlışlıklar,
sosyal ve moral anlam verme, kınama, üzüntüyle karşılama bu tür
yalanları doğurur. Çocuk psikolojik gereksinmeleri nedeniyle
gerçekdışı fikir, bilgi, söz ya da hayallere sığınabilir. Çocuk
kurduğu hayalleri gerçek gibi kabul eder.
Alışkanlık halinde yalan
söyleyen çocukların kişiliklerinde kendini kontrol edememe ve aşırı
bencillik vardır. Bu durum çocukların eğitimlerinde onları
sosyalleştirme işinin gerektiği gibi başarılamadığının işaretidir.

Görünürde yalan tam anlamıyla yalan olmasa bile,
çocuğa ilk yalan söyleme yolunu öğretir. Çocuğa yalanı öğreten
ikinci yol, taklittir. İlk önce diğer çocukları taklit eden çocuk,
hemen sonra yalanın ona bazı olanaklar sağladığını tespit eder.
Yalana yol açan başka bir olay, suçu çocuğa baskıyla kabul
ettirmektir.
Aileye bağlılık, dayanışma, verilmiş söze saygı,
çocukta çekingenlik, çocuğun kendisine fazla karışılması, iyi
gelişmemiş ahlak bilinci ve grup içinde statü kaybetme endişesi
çocukta yalan söylemeye neden olan faktörler arasındadır.
Yalan, kişiliğin bir eksikliği, bencilliğe ve
kolaycılığa doğru bir çıkış, bireyi diğer insanlardan soyutlayıcı
bir kendini reddetmedir. Yalanla mücadele yeterli değildir. Aynı
zamanda dürüstlük, açık yüreklilik, içtenlik ve sevgi İçin de
savaşım verilmelidir. Bunlar bireye denge ve mutluluk getirirler.
Kaynakça
1. Çocuk ve Aile,
Kartal, Şebnem ‘’Bir uyum ve davranış
bozukluğu ‘Çalma’ ‘’ Ağustos, 2002
2. Çocuk Psikolojisi, Yavuzer,
Haluk.Remzi Kitabevi, İstanbul, 1987