Öfke...
A. Normal,
B. Herkes tarafından
hissedilen,
C. Vazgeçilemeyen,
D. Güçlü fakat kontrol
edilmesi öğrenilebilen,
E. Saldırganlıkla aynı şey
olmayan (saldırganlık; öfkenin kontrol edilemediği durumda ortaya
çıkan bir davranıştır),
F. Yukarıdakilerin hepsi.
Eğer cevabınız F ise,
öfkenin herkes tarafından hissedilen normal bir duygu olduğunu kabul
ediyorsunuz demektir. Öfke bir davranış değildir. Öfke hayatın bir
parçasıdır ve toplumun bize öfkemizle nasıl baş edeceğimizi
öğretmede pek başarılı olduğu söylenemez. Genellikle kızların öfkeli
görünmesi hoş karşılanmazken, erkeklerin öfkelerini olumsuz
davranışlarla dışa vurmaları teşvik edilir ve ödüllendirilir. Peki
öfke nedir?
ÖFKE
Öfke uygun ifade
edildiğinde, son derece sağlıklı ve doğal bir duygudur. Ancak
kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüşürse okul-iş hayatında, kişisel
ilişkilerde ve genel yaşam kalitesinde sorunlara yol açar. Pek çok
kişisel ve sosyal problemlerin (örneğin, çocuk istismarı, aile içi
şiddet, fiziksel ya da sözel saldırganlık, toplumsal şiddet)
temelinde öfke vardır. Öfke hem dışsal, hem de içsel bazı olaylarla
ortaya çıkar.
Arkadaşınız, anneniz,
kardeşiniz, sokaktaki bir adam, öğretmeniniz gibi belli bir insana
öfkelenebileceğiniz gibi; trafik sıkışıklığı, iptal edilen bir
randevu gibi bir olaya da öfkelenebilirsiniz. Öfkelenmenizden kendi
kişisel kuruntularınız sorumlu olabileceği gibi, daha önceden
başınızdan geçmiş ve sizi öfkelendirmiş bazı olayların anıları da
sorumlu olabilir.
Genellikle öfkeye yol açan
nedenler arasında; engellenme, haksızlığa uğrama, fiziksel incinme
ve yaralanmalar, tacize uğrama, hayal kırıklığı, saldırıya uğrama,
tehditler sayılabilir.
Psikologlara göre,
öfkelendiğimizde 5 boyut birbiriyle ilişkili ve eşzamanlı olarak
aktif olur. Bu boyutlar:
Biliş O andaki
düşüncelerimizdir.
Duygu Öfkenin yol
açtığı fiziksel uyarılmadır.
İletişim Öfkemizi
çevremizdekilere yansıtma biçimimizdir.
Etkileniş Öfkeli
olduğumuzda hayatı algılayış biçimimizdir.
Davranış Öfkeli
olduğumuzda sergilediğimiz davranışlardır.
Öfke Durumunda Vücut
Tepkileri
Öfke, çok hafif bir
tepkiden hiddete kadar farklı yoğunlukta yaşanan bir duygudur. Diğer
duygular gibi fizyolojik ve biyolojik değişmelerle birlikte
hissedilir. Eğer dinlemeyi biliyorsak, vücudumuz bize öfkeli
olduğumuz konusunda bilgi verir. Öfkenin fiziksel işaretleri vardır:
Uyaran duyguyu harekete
geçirir,
Stres ve gerginlik
başlar,
Enerjiyi arttıran
Adrenalin salgısı artar,
Nefes alıp verme
sıklaşır,
Kalp atışları hızlanır,
Kan basıncı artar,
Vücut ve zihin savaş ya
da kaç tepkisi için hazırdır.
Sağlığa Etkisi
Uzmanlar bastırılan öfkenin
kaygı ve depresyona yol açtığını iddia ediyorlar. İfade edilmeyen
öfke, kişiler arası ilişkileri bozabileceği gibi, zihinsel ve
fiziksel problemlere de yol açabilir. Doğru ifade edilmeyen öfkenin
yol açtığı fiziksel problemler arasında;
Baş ağrıları,
Mide rahatsızlıkları,
Solunum problemleri,
Cilt problemleri,
Jenital ve böbrek
fonksiyonlarında problemler,
Artirit,
Sinir sistemi
rahatsızlıkları,
Dolaşım sorunları,
Varolan fiziksel
rahatsızlıkların kötüleşmesi,
Duygusal rahatsızlıklar,
ve intihar sayılabilir.
Öfkemizi Boşaltmak İyi
Midir?
Psikologlar artık bunun çok
yanlış ve tehlikeli bir inanç olduğunu göstermişlerdir. Bazı
insanlar bu inancı, diğer kişileri incitmek için verilmiş bir onay
gibi algılamaktadırlar. Araştırmalar, kızgınlık duygusunun
boşaltılmasının kızgınlık, öfke ve saldırganlığı daha çok
arttırdığını ve sorunu çözmek için hiçbir yararı olmadığını
göstermektedir. Onun için en iyisi, kızgınlığınızı neyin
tetiklediğini bulmanız ve kendinizi kaybetmeden, bu nedenlerle başa
çıkabileceğiniz stratejileri geliştirmenizdir.
Öfke
Kontrolü
Öfkeyi doğru ifade etme
becerisini kazanmaya öfke kontrolü denir. Öfke kontrolünde temel
amaç; saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, kişinin kendisine ve
çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme
becerisini kazanmasıdır.
Öfke kontrolünü öğreten pek
çok yöntem vardır. Doğru yöntem kişiden kişiye değişir. Doğru
yöntemi belirlerken; kişinin kendi kişiliğine, yaşam tarzına uygun
olanı seçmesi ve seçtiği yöntemi uygularken günlük yaşamında
fazladan sıkıntı hissetmemesi göz önüne alınması gereken temel
faktörlerdir.
Genel olarak öfke kontrol
yöntemleri; bilişsel, duyuşsal, iletişim, duygusal ve davranışsal
boyutları içerir.
Bilişsel Yöntemler:
Kışkırtmanın tanımlanması
Sizi kışkırtan durumlarla yüzleşme ve bunlardan kaçınma verisi
sağlar.
Alternatif açıklamalar
Sizi kışkırtan olaya değişik açıklamalar getirmek ve farklı bakış
açıları düşünmek, sizi daha doğru tepkiler vermeye yönlendirebilir.
Öfkenin çarpıtmalarıyla
savaşma Öfkenizi, düşünme biçiminizi yeniden gözden geçirmek için
bir uyarı olarak kullanabilirsiniz.
Öfke kontrol yönergeleri
Öfkelendiğinizde, öfkenizi kendinize ait yönerge cümleleriyle
kontrol etmeye çalışabilirsiniz (öfkenin seni ele geçirmesine izin
verme, derin bir nefes al gibi).
Beklentilerin
netleştirilmesi Karşılaşabileceğiniz olayları önceden tahmin edip
ona göre davranabilirsiniz.
Zihinsel tekrarlar
Olumlu bir olayı örnek alıp, ardından kafanızda tekrarlayıp ders
çıkarabilirsiniz.
Duyuşsal Yöntemler:
Biofeedback Öfke
durumunda vücudunuzun nasıl tepkiler verdiğini keşfederek, bunu
fiziksel uyarılmanızı azaltmak, düşünce ve davranışlarınızı
değiştirmek için bir ipucu olarak kullanabilirsiniz.
Alternatif uyarılma
oluşturma Öfke ya da fiziksel uyarılmaya muhalif başka bir
uyarılma (örneğin, gevşeme ve espri) oluşturmak için öfkenizi bir
ipucu olarak kullanabilirsiniz.
Uyarılmanın yönünü
değiştirme Öfkelendiğinizde yaşadığınız fiziksel uyarılmanın
yarattığı enerjiyi, üretime dönüşebilecek önemli bir kaynak olarak
kullanabilirsiniz.
İletişim:
Atılganlık (kendini ifade
etme) Size gereksinimlerinizi ve meşru haklarınızı kabul edilir
yollarla ifade etme becerisini öğretir.
Dinleme İletişim
kanallarınızı açık tutmanızı sağlar.
Tartışma İki insan
arasındaki çatışmayı fikir birliğine vararak çözme sürecidir.
Eleştirme Yapıcı
eleştiri yapabilme ve alabilme becerisidir.
Yansıtma Kişinin,
davranışının kabul edilemez olduğunu algılama sorumluluğunu alma
becerisidir. Tanımlandıktan sonra, kabul edilemez olan davranış özel
olarak açıklanr. Durum somut ve açık olarak ifade edilir.
Övme Diğer kişinin
savunmacı davranma şansını azaltır.
Duygusal Yöntemler:
Duyguların farkında olma
Duyguların doğru yöntemle ifade edilebilmesi için, öncelikle
tanınmaları gerekir.
Duyguları ifade etme
Duyguları olumlu yolla ifade etme becerisi.
Olumlu etki yaratma
Kendinizi olumlu duygu durumunda tutun, çevrenizdekilerde olumlu
etki bırakın, her günde olumlu bir olay bulun, yapabileceğiniz
ölçüde yardım önerin ve nazik olun.
Davranışsal Boyut:
Kendi öfke davranışını
öğrenme Öfkeli olduğumuzda sergilediğimiz davranışları belirleme.
Verimli (üretken) öfke
davranışı oluşturma Kendinizi kışkırtan ve yıkıcı davranışlardan
uzak tutarak, öfkelenmekten koruyun.
Davranış değiştirme: Yeni
hareketleri kolaylaştırma Öfkelendiğinizde sergilediğiniz olumsuz
hareketleri daha olumlu olanlarla yer değiştirin.
Öfkenin ABCsini öğrenme
Bu yöntem size, öfkelenmenize yol açan sebepleri (Anger trigger),
sizin davranışlarınızı (Behavior) ve davranışlarınızın sonuçlarını (Consequences)
gözden geçirme ve yeniden değerlendirme fırsatı tanır.
ÖFKE KONTROL YÖNTEMLERİ
Bilişsel Yöntemler
Öfke kontrolünde bilişsel
yöntemler denince akla, zihinsel anlamlandırma süreçleri ve
düşünceler gelmelidir.
Bilişsel Yeniden
Yapılandırma
Bu strateji en basit
anlamıyla düşünme tarzınızı değiştirmek demektir. Kızgın insanlar
düşüncelerini küfrederek, bağırıp çağırarak ifade etme
eğilimindedirler.
Kızgın olduğunuz zaman
genellikle düşünceleriniz gerçeği yansıtmaktan çok,
olayların abartılmış ve
çarpıtılmış bir şekilde algılandığını yansıtır. Bu tür düşünceleri
fark edin ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirin. Örneğin;
kendi kendinize Eyvah! Şimdi her şey mahvoldu! gibi bir şey
söylemek yerine, Evet, çok can sıkıcı! Neden kızdığımı çok iyi
anlıyorum. Ama dünyanın sonu değil ve buna kızmam, bu olayı olmamış
hale getirmeyecek. diyebilirsiniz. Her iki düşünceyi de zihninizden
geçirerek deneyin. Kızgınlığınızın hangi düşünceyle arttığını ya da
azaldığını görün.
Farkında olmadan çok sık
kullandığımız ve bizi kızgınlık duygularına hazırlayan, asla! ya
da her zaman! gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın. Bu
asansör asla çalışmaz! ya da Zaten her zaman telefon etmeyi
unutursun! gibi cümleler sadece hatalı değildir; aynı zamanda
kızgınlık duygunuzda haklı olduğunuzu düşünmenize de yol açar ve siz
durumla ilgili yargıyı vermiş olduğunuzdan, problemin çözümüne de
katkıda bulunmaz. Örneğin, randevularına sürekli olarak geç gelen
bir arkadaşınız olduğunu düşünelim. Hemen saldırmaya kalkmayın.
Bunun yerine, neyi elde etmek istediğinizi, amacınızı düşünün. Sizin
asıl istediğiniz arkadaşınızın randevuya sizinle aynı saatte gelmesi
değil mi? O halde Her zaman geç kalırsın! Tanıdığım en sorumsuz ve
kayıtsız kişisin! gibi yargılardan kaçının. Bu tür cümleler sadece
arkadaşınızı incitmeye ve onun da kızmasına yol açacaktır. Ancak
sorunun çözümüne katkıda bulunmayacak, hatta ilişkiyi bozarak
zorlaştıracaktır. Bunun yerine; eğer bu arkadaşınız sizin için
önemliyse, problemin ne olduğunu ortaya koyup her ikiniz için de işe
yarayacak bir çözüm yolu bulmaya çalışabilirsiniz. Kendinize;
öfkelenmenin hiçbir şeyi çözmeyeceğini, kendinizi daha iyi
hissetmenize yardımcı olmayacağını, hatta daha da kötü
hissedebileceğinizi hatırlatın.
Mantık öfkeyi yener,
çünkü haklı bir nedene bağlı olsa da, çok çabuk mantık sınırlarını
aşabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizi hissettiğinizde mantığınıza
sığının. Yıllarca dünyayı ve karşılaştığı olayları belli bir bakış
açısıyla değerlendiren birine, yeni bir anlamlandırma biçimi
kazandırmak uzun ve zorlayıcı bir çaba gerektirir. Sinirlendiğinizde
tepki vermeden önce 5 kere nefes alıp verin ya da içinizden 10a
kadar sayın. Bu arada olaya olumlu bakma konusunda kendinizi uyarın.
Hem karşınızdaki kişiyi ya da kişileri kırmamış olursunuz, hem de
kendinizi öfkenin zararlı etkilerinden korumuş olursunuz.
Öfkeyle kalkan, zararla
oturur sözü, bu yöntemin tarihinin ne kadar eski olduğunu bize
gösteriyor. Tepki vermeden önce kendinize tanıyacağınız 15 saniyede
hızlı bir değerlendirme yapabilirsiniz:
Nerdeyim?
Kimlerleyim?
Neler oluyor?
Zihnimden neler geçiyor?
Olaya nasıl bir anlam
verdim?
Beklentilerim neler?
Neler yapıyorum?
Günlük yaşamda, zamanı
dondurup kendimizi değerlendirmemiz mümkün değil kuşkusuz. Ancak bu
soruların tümünü olmasa bile, hiç değilse 2-3 tanesini kendimize
sorabileceğimiz 15 saniyelik bir mola, tepkilerimizi yumuşatacak ve
daha az öfkeli olmamıza yardımcı olacaktır.
Problem Çözme
Sizi öfkelendiren bir
durumla karşı karşıya olduğunuzda, bunu sadece bir problem olarak
düşünüp bir isim koymaya çalışabilirsiniz. İsimlendirdiğiniz
problemi çözmeye çalışmak, ad koyamadığınız ve duygusal boyutu ile
mantıksal boyutunu ayrıştıramadığınız bir sorunu çözmekten daha
kolaydır. Şimdi önce isim verme ve problemi tanıma sürecine bakalım:
1. Problemi Belirleme:
- Problem hakkında bilgi
toplama,
- Problemi alt problemlere
indirgeme,
- Problemin bir yönünü
seçip somutlaştırma,
- Bu neden bir problem?
sorusuna cevap arama,
- Kimin için bir problem?
sorusu üzerinde düşünme,
- Bu probleme benim katkım
ne? (Bu konunun problem olmasına nasıl bir katkıda bulundum?)
sorusu üzerinde düşünme,
- Başka kimin katkısı
var? (Bunun problem haline gelmesinde içten içe suçladığım birileri
var mı, kimler?) sorusu üzerinde düşünme,
- İdeal çözüm ne olurdu?
sorusuna cevap arama,
- Nasıl bir sonuçla
yetinebilirim? sorusunu cevaplandırma.
İlk aşamada bu sorular
üzerinde düşünerek, detaylarıyla birlikte problemin farkına
vardıktan sonra ikinci aşamaya geçilebilir. Bu aşamaların tümünü
mümkünse yazarak yapmak çok yararlı olacaktır. Sorunun tümüyle
üstesinden gelene kadar yazdıklarınızı atmayın ve özellikle
değerlendirme aşamasında tekrar onlara göz atın.
2. Seçenek Listesi:
- Tüm seçenekleri sıralama:
Aklınıza gelen ve çözüme yararı olabilecek tüm seçenekleri (saçma
bile olsa) düşünün ve kaydedin.
- Listenize kaçma
(görmezden gelme) seçeneğini yazmayı unutmayın. Bu çok doğal bir
tepki ve sizin hakkınız.
- Kabullenme seçeneği de
listenizde bulunması gereken alternatiflerden biri. Bazı sorunlar
(özellikle sizin dışınızdaki insanların kişilikleriyle ilgili
olanlar) çözülemeyebilir ve bu noktada durumu olduğu gibi
kabullenmek çok gerekli ve rahatlatıcı bir çözüm yolu olabilir.
- Tüm seçenekleri
sıraladığınız yazılı bir listeniz olsun.
3. Plan Yapma:
- Seçenek listenizin tüm
alternatiflerini inceleyin ve aklınıza yatan, içinize sinen bir
tanesi üzerinde karar verin.
- Karar verdiğim seçeneği
nasıl gerçekleştirebilirim? sorusunu sorun kendinize ve buna
verdiğiniz cevapları yazın.
- İhtiyaçlarınızın
listesini çıkarın. Bu sorunu, bu yolla çözmek için ne(lere)
ihtiyacım var? diye sorun kendinize ve ihtiyaçlarınızı sıralayın.
- Plan yapma aşamasında
karşılaşacağınız engelleri de tahmin etmeye çalışmak yararlı
olacaktır. Beni ne engelleyebilir? sorusunu sorun kendinize ve
engel olarak karşılaşma olasılığınız olan her noktayı yazın.
- Bunlardan sonra kendinize
bir eylem planı oluşturun. Yapacağınız her şey, yazılı olarak, adım
adım belirlenmiş olsun.
4. Değerlendirme:
- Planınızı uygulamaya
başladığınız andan itibaren değerlendirme yapmanız yararlıdır. Arada
durup Durum ne yönde değişti? sorusuna cevap arayın.
- Bulduğunuz çözümün size
neye malolduğunu kendinize sormanızda büyük yarar var. Bana neye
maloldu? Kazançlarım, kayıplarım neler? sorularına cevap bulmaya
çalışın. Bu sorulara verdiğiniz yanıtlar olumluysa planınızı
uygulamayı sürdürebilirsiniz. Ancak size çok şeye malolduğuna ve
kaybettirdiklerinin kazandırdıklarından çok olduğuna karar
verirseniz ikinci aşamaya geri dönüp, yeni bir çözüm yolu bulmakta
yarar var demektir. Bu durumda yeni bir plan yapıp uygulamak uygun
olabilir.
Yaptığınız planı
uygularken elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın, ama
yanıtları hemen bulamıyor ve sonuca hemen ulaşamıyorsanız kendinizi
cezalandırmayın. Eğer soruna iyi niyetle yaklaşır, çabalar, ya hep,
ya hiç tarzı düşünmez, elinizden gelenin en iyisini yapmaya gayret
ederseniz, sabrınızın taşma ihtimali de düşük olur.
Bazen kızgınlık ve
engellenmişlik duyguları, yaşamdaki gerçek ve kaçınılmaz sorunlardan
kaynaklanıyor olabilir. Her problemin bir çözümü vardır!
şeklindeki kültürel inançlarımız da, çözüm bulamadığımızda bu
engellenmişlik duygularını artırır. Kızgınlık duyguları böyle
durumlarda yaşanan doğal ve sağlıklı duygulardır. Böyle durumlardaki
en yararlı tutum, önce durumu değiştirip değiştiremeyeceğimizi
araştırmaktır. Değiştirebileceğimiz bir şeyse çözüm yolları
araştırılabilir ve yukarıda anlatıldığı gibi bir planlamayla problem
çözme teknikleri kullanılabilir. Değiştirilemeyecek bir durumsa,
çözüm üzerinde odaklaşmak yerine, en iyi strateji, sorunla yüzleşmek
ve kabullenmektir.
Önerilerimizi Gerçek
Hayattan Örneklendirelim:
Zamanlama: Eğer
sevdiğiniz biriyle belli konuları belli saatlerde konuşuyorsanız ve
bu konuşmalar da hep tartışma ile sonuçlanıyorsa, bu tür konuları
konuşma saatinizi değiştirin. Belki yorgun, dikkatsiz oluyorsunuzdur
ve belki sadece zamanlama hatasından sinirleniyorsunuz ve tartışma
çıkıyordur.
Kaçınma: Eğer babanızın
televizyonda maç izlerken sinirli olması sizi de etkiliyor ve
sinirlendiriyorsa, o saatte odanıza çekilin. Sizi öfkelendiren
şeylere bakmaktan kendinizi alıkoyun. Ama öfkelenmemem için babamın
bağırıp çağırmaması lazım demeyin. Konu şu anda bu değil. Konu
kendinizi olabildiğince sakin tutabilmeniz.
Alternatifler bulma: Eğer
her hafta sonu arkadaşlarınızla buluşmaya giderken yoldaki trafik
sizi engellenmişlik ve öfke duyguları içinde bırakıyorsa, bunu
çözmeyi iş edinin. Elinize bir harita alıp aynı yere farklı, belki
daha uzun ama daha rahat, manzaralı, hoş bir yoldan gitmeyi ya da
evden daha erken/geç çıkmayı deneyin.
Kaynaklar
(1) http://www.psc.uc.edu/sh/SH_Anger.htm
[05.02.2001, İnternet].
(2) Handling Anger
http://www.counseling.swt.edu/handling_anger.htm [31.10.2002,
İnternet]
(3) Coping with Anger
http://usweb.usf.edu/counsel/self-hlp/anger.htm [5.09.2001,
İnternet]
(4) Türk Psikoloji Bülteni,
3 (7), 79-85. Öfke: O Sizi Kontrol Edeceğine Siz Onu Kontrol Edin.
http://www.psikolog.org.tr/bulten/yazilar/07_ofke.htm